Ithalat-Ihracat

Beş yıl önce Mavi Marmara isimli Gazze’ye insani yardım taşıyan ve içinde siviller bulunan gemiye yolculuk sırasında uluslararası sularda İsrail’li askeri birliklerin yaptığı operasyon sonucu 9 vatandaşımız hayatını kaybetti ve 30’un üzerinde vatandaşımız yaralanmıştı. Türk tarafı, bu geminin tamamen insanı yardım taşıdığını savunsa da İsrail tarafı bu gemide gizli olarak silah taşındığını savunmuştu. Bu iddaa edilen silahlar hiçbir şekilde bulunamadı. Asılsız iddaalar sonucu meydana gelen bu üzücü olay sonucunda iki ülke diplomatik olarak ilişkileri askıya alma kararı vermişti.

Geçen hafta, İsrail’li bir yetkiliden alınan bilgilere göre, İsviçre’de iki ülke diplomatları kapalı kapılar ardında İsrail - Türkiye arasındaki ilişkileri düzeltmek adına görüşmelere başladığı iddaa edildi. Medya’da yer alan haberlere göre Türkiye’nin, 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili tüm yasal haklarından ve davalarından vazgeçmesi halinde İsrail’in olayda yaşamını yitirenlerin ailelerine maddi destek vereceği bildiriliyor.

AKP sözcüsü Ömer Çelik’in yaptığı açıklamada kesin karar ve sonuç olmamakla birlikte kayda değer ve olumlu gelişmeler yaşandığı ve İsrail vatandaşlarının her zaman Türkiye’nin dostu olduğu bildirildi.

İsrail ile olumlu gelişmeler, Türkiye’nin orta doğuda Irak, Suriye ve Rusya ile gerginleşen ortamda kendini yalnız hissettiği ve kendine destek arayışı olarak yorumlandı.

İsrail ile ilişkilerin yeniden tesis edilmesi tam da Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin çıkmaza girip, tansiyonun yükseldiği zamana denk gelmesi dikkat çekiyor. Türkiye doğal gaz ihtiyacının yarısından fazlasını Rusya’dan tedarik ediyor ve olası bir seçenek olan Rusya’nın gaz vanalarını kapatmaları durumunda alternatif plan olarak İsrail’den gaz ithal etme seçeneğine sıcak bakıyor.

İsrail de doğal gazını Türk pazarı üzerinden Avrupa’ya ithal etme konusuna sıcak bakıyor ve bu konu ile ilgili Güney Akdeniz de birkaç proje geçen hafta tamamlandı. Ancak Türkiye’nin İsrail ile doğal gaz anlaşmasını gerçekleştirebilmesi için bir koşulu daha var. O da İsrail’in Filistin üzerindeki ambargosunu kaldırması. Ancak Rusya’nın vanaları kapatması ve Suriye’deki göçmen ve iktidar krizi sonucu oluşacak baskı, Türkiye’nin Filistin konusundaki kararını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.

Dış ticaret değerleri ticarete konu olan ürünlerin yapısı ile doğru yönlü ilişkilidir. Dış ticarete konu olan ürünler ne kadar katma değeri yüksek olan ürünler olursa dış ticaret değerleri de o düzeyde yüksek olacaktır. Türkiye'nin ihraç malları içinde katma değeri yüksek malların miktarı arttıkça ihracat rakamları da artmıştır. Bu yazımda Türkiye ihracat rakamları ve Türkiye'nin ne kadar ihracat yaptığından bahsedeceğim.

Serbest ticaret anlaşması(STA) iki ülke arasında gümrük vergisi ve ithalat-ihracat kısıtlamalarını kaldıran protokol diye adlandırılabilir.  Serbest ticaret anlaşmasının gümrük birliğinden farkı, iki ülke arasındaki STA anlaşması dışında kalan üçüncü ülkeye ortak bir gümrük tarifesi uygulanmamaktadır. STA anlaşması dışında kalan üçüncü ülkelere, STA üyesi her ülkenin kendi milli gümrük tarifesini uygulayabildiği bir ekonomik birleşmedir.

Bilgi iletişim teknolojilerinin gelişmesi, iletişimin hız kazanması ve hükümetlerin dış ticaretin arttırılmasına yönelik olarak diğer ülkelerle ticari ilişkilerin arttırılması amacıyla gerçekleştirmiş olduğu ikili anlaşmalar sonucunda Türkiye'nin dış ticaret ilişkisi olan ülke sayısı her geçen zaman artmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kurulduğu yıllarda komşu ülkeler ve az sayıda Avrupa ve Arap ülkeleri ile gerçekleştirilen dış ticaret günümüzde yaklaşık 250 ülke 55 bin firma ile gerçekleştirilir duruma gelmiştir. Bu yazımda Türkiye'nin dünyadaki bölgelere ve ülkeler gruplarına göre ihracat rakamlarını sizlerle paylaşacağım.

Ülkemiz tarafından, Arnavutluk menşeli  sanayi  ürünleri  için uygulanan gümrük vergileri  STA’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte kaldırılmıştır. Arnavutluk tarafından, Türkiye menşeli sanayi ürünleri için uygulanan gümrük vergileri 1 Ocak 2013 tarihinde tamamen sıfırlanmıştır. Türkiye, belirli sayıda Arnavutluk menşeli tarım ürünü için tarife kotaları kapsamında veya  sınırsız mahiyette tarife muafiyeti tanımıştır. Arnavutluk, belirli sayıda Türkiye menşeli tarım ürünü için tarife kotaları kapsamında veya sınırsız mahiyette tarife muafiyeti tanımıştır.

Azerbaycan ekonomi bakanlığına göre 2 bin 600 den fazla Türk firması Azerbaycan da ticaret yapıyor ve yaklaşık olarak 1600 azerbaycan firması da Türkiye’de iş yapıyor. Azerbaycan son zamanlarda Türkiye ekonomisine 5 milyar dolar yatırım yaptı ve buna karşılık olarak Türkiye, Azerbaycan'da 6.3 milyar dolarlık yatırımlara imza attı. Azerbaycan ekonomi bakanı Şahin Mustafayev’e göre bakü-tiflis-kars demiryolu Türkiye Azerbaycan ekonomik ilişkilerinde olumlu yönde etkileyecektir. Azerbaycan ekonomi bakanlığından alınan bilgilere göre önümüzdeki aylarda ülkeler arası ekonomiyi canlandırmak için yapılan ekonomi bakanlığı toplantıları ve iş forumu toplantıları formatı Azerbaycan-Türkiye-Gürcistan ve Azerbaycan-Türkiye-İran 3’lü formatında olacaktır.

Bu yazımda Meksika’ya doyacaksınız!!! Nefis burito’ları, naço’ları (nacho) ile Latin Amerika’nın hırçın ve bir o kadar da güzel çocuğu olan Meksika, Türk yatırımcılar için hala yeteri kadar bilinmeyen bir ülke konumunda. Umarım internette bulabileceğiniz en kapsamlı Meksika yazımda sizlere Meksika’daki ticari fırsatları aktarabilirim. Daha önce Meksika’ya tatil içen giden biri olarak seyahat hatıralarımdan bahsetmeyeceğim bu yazıda, yoksa çooook uzun bir yazı olurdu. Yine de biraz uzun bir yazı oldu fakat benimle birlikte kalın, derin nefes alın. Başlıyoruz. (Vamos!!)

Gümrük Birliği, malların tek bir gümrük alanı içinde, herhangi bir engelle karşılaşmaksızın bütünsel ya da kısmi (belirli kotalar dâhilinde) olarak serbestçe dolaşabilmeleri ve tarafların üçüncü ülkelerden yaptıkları ithalata aynı dış tarife ve aynı ticaret politikasını uygulamaları demektir. Bu yönüyle, Türkiye'nin AB ile olan Gümrük Birliği, tipik bir gümrük birliğinin ötesine geçmekte; rekabet normları, teknik mevzuatın uyumlulaştırılması, tekellerin kaldırılması ve fikri mülkiyetin korunması gibi ek bazı konuları da içermektedir. Bu ek taahhütlerin amacı, taraflar arası ticari ilişkileri uyumlu hukuksal dayanaklara oturtarak piyasaları daha da bütünleştirmek ve Türkiye'yi AB ile daha çok yaklaştırmaktır. Gümrük Birliği en genel ifadeyle, taraflar arasındaki ticarette mevcut gümrük vergileri, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarıyla, her türlü eş etkili tedbirin kaldırıldığı ve ayrıca, birlik dışında kalan üçüncü ülkelere yönelik olarak da ortak gümrük tarifesinin uygulandığı bir ekonomik uyum çeşidi olarak tanımlanmaktadır.

Avrupa birliğine giriş son 20 senelik bir mevzu olarak gözükse de geçmişi daha eskiye dayanmaktadır. Türkiye'nin Avrupa Birliği ortak pazarına kademeli olarak katılması uygun görüldü ve ilk görüşmeler 1964 yılında başladı.

1964-1970 yılları arasında karşılıklı dialoglar devam etti ve bu geçişe hazırlık dönemi olarak bilinmektedir.

1973-1995 yılları arası geçiş dönemi olarak bilinmektedir. Bu yıllar arasında özellikle malların serbest dolaşımı, üretimin belirli norm'lara ve kriterlere göre yapılması, tekellerin kaldırılması konusunda birçok yasa kanunlaştı ve süreç belirli bir noktaya geldi.

1995 yılında geçiş döneminin tamamlanmasından sonra, Gümrük Birliği Kararı kabul edilerek Türkiye, AB sanayi mallarına uygulanan gümrük vergilerini kaldırdı. Karar 1 Ocak 1996'da yürürlüğe girdi. Türkiye böylelikle 1 Ocak 1996 tarihinde resmi olarak Gümrük Birliği'ne girmiş oldu.

Ama Gümrük Birliğine girmek Avrupa Birliği'ne tam üyelik anlamına gelmiyor. Türkiye Avrupa Birliğine tam üye olabilmek için hala görüşmelere devam etmektedir.

 

1 Ocak 1996 tarihinde gümrük birliğine resmi olarak katılan Türkiye dışında, gümrük birliğine üye olan toplam Türkiye dahil 32 ülke vardır. Avrupa Birliğine üye ülkelerin tümü (28 ülke) ve  ek olarak Andora, Monaco, San Marino ve Türkiye olmak üzere toplam 32 ülke gümrük birliğini oluşturmaktadır.