Ekonomi

Türkiye’de ve dünyada olup biten ekonomik gelişmelerin analiz, teknik takip ve araştırmalarını bulabileceğiniz ve bu analizlerin kişisel finansınıza nasıl etki edeceğini bulacağınız blog.

Kimisi enflasyon var diyor, kimisi yok diyor. Günlük hayatta tükettiğimiz herşeyin fiyatını etkileyen enflasyon neden oluşuyor? Enflasyonun iki temel nedeni vardır. Bu nedenler talep enflasyonu ile maliyet enflasyonu olarak adlandırılır.

Enflasyon sınırlı kaynakların yanlış yönlendirilmesinin sonucu olarak etkinlik, adil gelir dağılımı ve büyüme gibi temel ekonomik hedeflerin elde edilmesini güçleştirir. Türkiye'de de yüksek enflasyon, uzun yıllardır başlı başına bir sorun olmaya devam etmektedir.

Türkiye'de 1970'li yıllara kadar enflasyon düşük seviyelerde devam etmiştir. Ancak 1970-1977 döneminde enflasyon oranı yükselmiş ve tek haneli rakamlardan çift haneli rakamlara ulaşmıştır. Ancak enflasyondaki artışın kaynağını talepteki canlılığa ve buna bağlı olarak büyümeye dayandırmak doğru değildir. Çünkü iç talepteki canlılığın kaynağını oluşturan faiz oranları, reel ücretler ve tarım ticaret hadleri gibi ögeler, enflasyonun düşük ve ekonomik büyümenin hızlı olduğu 1960'lı yıllara göre, genel olarak büyük bir değişiklik göstermemiştir. Ancak 1970 yılında yapılan devalüasyon ve çok önemli bir sanayi girdisi olan petrolün 1970'li yıllardan itibaren fiyatının sürekli artması, yapılan ara ve yatırım malları ithalatının pahalılaşmasına neden olmuş ve enflasyondaki artışın temelini oluşturmuştur. Bu nedenle 1970'li yıllardaki enflasyonu dışarıdan ithal edilmek zorunda kalınan bir enflasyon olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Talep, en basit bir anlatımla satın alma gücü ile desteklenmiş istekler olarak ifade edilebilir.  Burada temel unsur bireylerin mevcut istek ve ihtiyaçları değil, bu istek ve ihtiyaçların satın alma gücü ile desteklenmiş olmasıdır. Diğer bir ifadeyle satın alma gücü ile desteklenmemiş istekler ekonomi bilimi çerçevesinde talep olarak adlandırılmaz.  Bunun nedeni, istediği bir mal veya hizmeti satın alacak gücü (parası) bulunmayan bir kimsenin o malın fiili alıcısı olamayacağı gerçeğidir. Ancak bir mal veya hizmetin fiili alıcısı olabilecek kimseler, o mal veya hizmetin piyasa fiyatını etkileyebilirler. Bu anlatımlardan sonra talep, belirli bir piyasada, belirli bir zamanda, belirli bir fiyattan, satın alınmak istenen ve satın alma gücü ile desteklenen mal ve hizmet miktarı olarak tanımlanabilir. Kişilerin tek tek taleplerine kişisel talep, kişisel taleplerin toplamına ise piyasa talebi denir.

Türkiye Cumhuriyetinin, Türk Milletinin ordusu dünyaya şanını salmış, herbir üyesi kahramanlık abidesi olan kutsal bir ordudur. Türk ordusunun kaç tane savaş uçağının olduğu ve hangi uçaklardan kaçar tane olduğu hep merak konusudur. Savaş ve askeri amaçlı kullanılan uçaklarımızın listesi aşağıdaki gibidir.

Gelir dağılımı; bir ülkede belirli dönemler içinde üretilen gelirin fertler, fertlerden oluşan gruplar veya üretim faktörleri arasında bölünmesidir. Gelir dağılımının başlıca dört türü vardır. Bunlar aşağıdaki gibi açıklanabilir:

1. Fonksiyonel gelir dağılımı: Üretim faktörlerinin millî gelirden aldıkları payı, bu faktörlerin üretime katkıda bulunurken yaptıkları fonksiyona göre ayıran bir dağılımdır. Bir başka ifadeyle,  fonksiyonel gelir dağılımı, millî gelirin üretilmesine katkıda bulunan üretim faktörlerinin millî gelirden aldıkları paylar, yani millî gelirin ücret, faiz, rant ve kar arasındaki dağılımıdır. Bu dağılım, millî gelirin çeşitli sosyal tabakalar arasında nasıl dağıldığını, millî geliri üretime katılan üretim faktörleri sayısı kadar bölerek gösterir. Bu tür dağılım, sosyal sınıfların kendi içlerinde olası farklılıkları göstermez.

01 Ocak 1995’te faaliyete geçen DTÖ’nün amacı, üye ülkelerin ticaret ve ekonomi alanındaki ilişkilerini geliştirmek, hayat standartlarını yükseltmek, tam istihdamı gerçekleştirmek, reel gelir ile gerçek talep hacmindeki istikrarlı artışı sağlamak, mal ve hizmet üretim ve ticaretini geliştirmek, aynı zamanda da dünya kaynaklarının sürdürülebilir kalkınma hedefine en uygun bir şekilde kullanımına imkan vermek ve gerek çevreyi korumak, gerekse farklı ekonomik düzeydeki ülkelerin ihtiyaç ve endişelerine cevap verecek şekilde mevcut kaynaklarını geliştirmektir.

Sektörde yeni plaka ruhsatı verilmediği için fiyatlarda hiç gerileme olmadığı gibi aksine taksi plakaları fiyatlarında artış yaşanıyor. Ticari taksi plakası sahibi olmak için ödeyeceğiniz rakam 1.5 milyon TL’den başlıyor ve artıyor.

Ortalama hesaplamalara göre Türkiye’de taksi sektörün yıllık cirosu 5 milyar TL. Yani 1 taksi ortalama yılda 250 bin 300 bin arasında hasılat yapıyor. Üstelik bu pazarın yasal tarafı. Korsanları hesaba katmadan bile sektör kendi başına bir dev. İstanbul’da ortalama bir taksinin günlük hasılatının 750 TL olduğu ifade ediliyor.

Bu rakamın yüzde 40’ı plaka sahibine kalıyor. Geri kalan tutardan yüzde 20’si yakıta harcanırken kalan da 2 taksi şoförü arasında paylaşılıyor.

Gece gündüz iki vardiya olmak üzere 2 şoförle bir taksi işletildiginde plaka sahibinin eline hasılattan aylık ortalama 9 bin TL kalıyor. Yılda bu rakam 110 bin TL düzeylerini buluyor. Yani 1.6 milyon TL'lik plaka sahibine giderler hariç yılda en az 110 bin TL hasılat bırakıyor.

Arzı etkileyen başlıca faktörler şunlardır:

Malın piyasa fiyatı: İşletmeler sattıkları malın fiyatı yükseldikçe kârlarını arttırmak için daha çok ürünü satışa sunacaklardır. Dolayısıyla fiyatlardaki artış da arzı arttıracaktır. Yani arz, malın fiyatına bağlıdır. İşletmelerin temel amaçları kârlarını en yüksek konuma çıkarmak olduğundan, bir malın fiyatının yüksek olması, işletmenin daha kârlı olmasını sağlayacaktır. O hâlde daha yüksek fiyat, daha yüksek miktarda arz demektir.

Bir ürün veya servis satabilmek için ilk önce piyasaki ihtiyaçları incelemek gerekir. Eğer ki piyasaya sunacağınız ürünü veya servisi, piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirirseniz, insanların daha çok işine yarayacağı için satışlarınız yüksek olur. Peki İhtiyaç nedir?